BOŞANMAYI DÜŞÜNEN AMA CESARET EDEMEYEN MUTSUZ EVLİLERE ÖNERİLER

Bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim çünkü çevremde, o kadar çok mutsuz ama ayrılmaya cesaret edemeyen kadın ve erkek arkadaşım var ki… Hepsinin gerekçeleri var… Kimi “Çocuğum var ayrılamam.” diyor… Kimi “İşim olsa bir dakika durmam.” diyor… Kimi “Aslında iyi biri ama mutsuzum, ayrılmak için sebebim yok” diyor…. Kimi “Aileme, çevreme, çocuklarıma açıklayamam. ” diyor… Kimi “Yalnız yapamam.” diyor… Evet evlenmek kolay değil, boşanmak kolay değil, mutsuz bir evliliği sürdürmek kolay değil, yalnız yaşamak kolay değil… Hangisini seçersek seçelim zor olacak… İyi yanları ve kötü yanları olacak… Kararı siz vereceksiniz… Hayattan ne beklediğinize cevap verdikten sonra…

1Boşanan ilk kişi siz değilsiniz, son kişi de siz olmayacaksınız… Ayrılık hayatın sonu değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır… Evet konfor alanının dışına çıkmak, düzen bozmak, yeni bir düzen kurmak zordur ama imkansız değildir… Eksileceksiniz önce, herşeyin yarısını eski eşinize vereceksiniz… Kendinize zaman verin… Çiçekler bir gecede açmaz… Donanacaksınız sonra, tek başına evini çeviren, çalışan, araba kullanan, kendini koruyan, mutlu olabilen bir BİREY olacaksınız… İnsanlar hem sizi taşlayacak, hemde sizin yerinizde olmak isteyecekler… Kafesteki kuşlar, uçan kuşları izleyip yalnızca ötecekler… Ama siz, kendi çığlıklarınızdan, kahkahalarınızdan, rüzgarın sesinden, sizin gibi özgür kuşların kanat sesinden, onların avazlarını duymayacaksınız…

2Yalnızlıktan korkmayın… Yalnız mutlu olmayı öğrenemeyen hiç kimse, başkasıyla mutlu olamaz… Kendisiyle keyifli vakit geçiremeyen birini, başkası mutlu edemez… Kendiyle eğlenemeyen insan, başkasını da eğlendiremez… Yalnızlık en iyi öğretmendir… Orda senden başka kimse yoktur… Kendinle tanışır kaynaşırsın… Başkalarının gürültüsünden kurtulmadan, kendi sesini duyamazsın… Kendin için bişey yap… “Önce ben.” demeyi öğren… “Hep ben.” demek bencilliktir, “Önce ben” demek insanlıktır… Herkes sırasını beklesin… Önce kendinize karşı sorumluluklarınızı yerine getirin… Kendinizi mutsuz etmeye hakkınız yok… Kendinizden özür dileyin… Kendinizi affedin… İnsan en çok kendi günahına girer de, tövbeyi başkasına eder…

3Kimseye kendinizi aklamak zorunda değilsiniz…Şiddetli geçimsizlik, aldatma, psikolojik şiddet, eşlik görevlerini yerine getirmeme, kötü alışkanlıklar vs… nasıl boşanma sebebiyse… Artık sevmiyor olmak, anlaşamamak, mutsuz olmakta ayrılık sebebidir… İki iyi insanda ayrılabilir, illa bir suçlu ve bir de kurban gerekmez… Boşanmak suç ya da magduriyet değildir…

4Çocuklar için mutsuz bir evliliği sürdürmek, kendinizi kurban etmektir, mağduriyet budur… Bu konuda suçlu hissedebilirsiniz… Mutsuz bir insan, ne eşini ne de çocuklarını mutlu edebilir… Boşanmak eşlikten boşanmaktır… Ebeveynlikten değil…. Ayrıyken de çocuklarınızın maddi, manevi ihtiyaçlarını giderebilir, ebeveynlik yükünü paylaşabilir, çocuklarınıza onlarla kaliteli zaman geçiren mutlu anne babalar hediye edebilirsiniz… Çocuklar aynı evde yaşayan mutsuz, ilgisiz anne baba dan ziyade, annesinin babasının, maddi manevi her zaman ona destek olacağını bilmek ve kendilerine ayrılan zamanları dolu dolu geçirmek isterler… Hayat herkese eşit değildir ama adildir… Her çocuğun her yetişkinin sınavı başkadır… Tek ebeveyn çocukları daha güçlü ve yalnızlıktan korkmadan, daha çabuk olgunlaşırlar…. Mutlu ailelerde büyüyen çocuklar, aynı tecrübeleri üniversite hayatında, karşı cinsle ilişkilerinde, iş hayatında kazanırlar… Hayat hiç kimseye altın tepsi de mutluluk sunmaz… Mutsuzluğu, yaşamadan mutlu olmayı öğrenemeyiz… Kendinize ve çocuklarınıza mutsuz olmaları ve yalnız kalmaları için izin verin… Yalnızlığı yaşamadan kendimizi bulamaz, ruh eşimizi bilemeyiz… İnsan beyni herşeyi zıttıyla anlamlandırır….

5Başkaları ne der diye düşünmeyin… Sizin haber değeriniz, bir sonraki habere kadardır… İnsanlar çabuk alışır çabuk unutur…Ama o hayatı siz her an yaşarsınız… Kısa bir süre, insanların renksiz hayatına renk olmaktan korkmayın… Özel hayatınız konusunda kimseye açıklama yapmakla mükellef değilsiniz… Siz ne derseniz deyin, onlar kendi algı dünyalarına göre değerlendirecekler… Önemli olan sizin algınız, yorumunuz, durumu nasıl değerlendirdiğinizdir…

6Artık yetişkin insanlar olduğunuzu kabul edin… Anneye babaya hesap veren çocuklar değil, kendine bakabildiği gibi, anne babasına sorumluklarını yerine getiren, çocuklarını büyüten güçlü bireylersiniz… Hayatınızla ilgili kararları kendiniz verecek erdem ve yaştasınız… Çocuk gibi davranmayın…

7Utanmayın… Boşanmak utanılacak birşey değil, gurur duyulacak erdemli birşeydir… Öyle olmasaydı bir çok insan eşlerini aldatmak, kabullenip kendini feda etmek yerine, özgürlüğü seçerdi… Yalnızlığı göze alabilmek; önce kendine karşı dürüst, duygusal olarak güçlü insanların, “Hayır!” diyebilen, “Bende varım.” diyebilen insanların işidir… Maddi güç demiyorum, çünkü maddi güç sadece bir unsurdur, ama bunları göze alabilmek için yeterli değildir… Öyle olsaydı, tüm zengin evliler mutlu olurdu…

8Evlilik kurumu çöküyor... Boşanma sayıları oldukça arttı… Evlilik yaşı yükseldi… Çünkü kendimizi bulmadan ruh eşini aramanın, erken yaşta evliliğin bedelini, mutsuz evliliklerle, parçalanmış ailelerle ödüyoruz… Gönüllü esarettir evlilik… Karşındakine güvenerek kendini,, hayatını, mutluluğunu teslim etmektir… Gönülsüzseniz, mutsuzsanız, kararlarına ve duygularına güvenmiyorsanız… Zincirlerden kurtulmak sizin elinizdedir… Tıpkı rızanızla esareti kabul ettiğiniz gibi ,özgürlüğe de karar verebilirsiniz… Evlilik her ne kadar ortak yaşam olsa da, ortaklıklar bozulabilir…

9Kendinizi kandırmayın… Mutlu evlilik diye birşey var… Sadece siz yanlış yerdesiniz… Diyelim ki hayat arkadaşımızı ömrümüzce bulamadık… Yalnızda mutlu olunabiliyor… Sizi mutsuz eden, aşağı çeken, olduğunuz gibi kabul etmeyen biriyle yaşamaktansa, yalnız ve kendiniz olarak yaşamak daha tatmin edicidir… Kim olursa olsun, sizi güzel hissettiren insanları yol arkadaşı edinin…

onsuz yaşayamam demeyin… Herkes herkessiz yaşayabilir… Ölümlü bir dünya da, bir gün kendimizi bile kaybedebilecekken, başkalarını kaybetmekten korkmayın… Kendinizi bulamamış olmaktan korkun…. Kendinizi yaşayamamış olmaktan korkun… Ölmekten değil, yaşayamamaktan… Kaybetmekten değil, bulamamaktan korkun…Kendi olamamış kimsenin, başka birine verebileceği güzel hiçbirşey yoktur…

Hayat arkadaşınız yaşam kalitenizi belirler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir