YALNIZCA AKILLILAR PSİKOLOGA GİDER…

Klinik psikolog Beyhan Budak‘a ait çok sevdiğim bir söz… Zira hasta olduğunu farketmek için de akıl gereklidir ve aslında bu bütün hastalıklarımız için geçerlidir… Okuyucularıma Beyhan Budak’ın, 9 yıldır takip ettiğim youtube kanalını takip etmelerini ve son üç yılda çıkardığı üç kitabı; Kendine iyi davran güzel insan, Senin suçun değil ve Mutluluğu kaybettiğin yerde arama isimli kitaplarını okumalarını tavsiye ederim…

Kötülerin yaptığı şeylerle başa çıkmak için, iyilerin terapiste gitmesi gerektiği, tepe taklak bir dünyada yaşıyoruz…

AGUST PULLMAN
APTAL; Zekası pek gelişmemiş, zeka yoksunu, alık, ahmak… (TDK)

Hiç birimizi pedagoglar büyütmedi…

Hepimiz içimizde yaralı birer çocuk taşıyan yetişkinleriz... “Ayı yavrusunu severken öldürürmüş.” diye bir deyim var Anadolu’da… Anne babalarımız bizi büyütürken kesinlikle iyi niyetlilerdi, mutlu olalım istediler şüphe yok… Ama kaçımız kendimizle başbaşa kaldığımızda mutluyuz…. Kendiniz için, kendinize karşı dürüst olun… Yüreklerindeki, dizleri yaralı küçük çocuğun, yaralarını sarmaya çalışanları yaftalayarak, kolay olanı yapmayı bırakıp, zor olanı yapın, içinizdeki çocuğun yaralarına sahip çıkın ki yaralanmaya ve yaralamaya devam etmeyesiniz…Şu çağ da, benim psikolojim normal diyen herkes hastadır…Bunu şuna dayanarak söylüyorum… Doğamıza uygun olmayan hayatlar yaşıyoruz artık… Avcı toplayıcı ataların torunları şimdi doğadan uzak, şehir ve çalışma stresi altında, daha yalnız, ekrana, internete, sosyal medyaya (ne derseniz deyin adına) bağımlı, mutluluğu bağımlılık yapıcı maddelerde, bağımlı ilişkilerde, sosyal medya bağımlılığında vs. arayan… İş, ev, çocuk, bermuda şeytan üçgeninde kaybolmuş… Kendini keşfetmek bir yana dursun, hayatında bir kere bile ben kimim, ne istiyorum diye sormamış… Muhtemelen üstünde yaşadığı gezegeni bile göremeden ölecek olan, her gün biyolojik, kimyasal, psikolojik savaşa maruz kalan dünyalı canlılar… Hala ben sağlıklıyım diyebiliyorsa bunun iki açıklaması vardır, ya bizim yaşadığımız dünya da yaşamıyordur (zihnen) ya da nerede yaşadığının farkında değildir… İkisi de aynı kapıya çıkıyor…

Psikolojik destek alanlara yasa dışı örgüte üyeymiş gibi, ısırırmış gibi ya da ucubeymiş gibi davranmaktan vazgeçin… O insanlar kendilerine değil, başkalarına zarar vermiş olsalardı şuan destek arıyor olmazlardı… Onları yaftalayarak hayatı daha fazla zorlaştırmak yerine, anlamaya çalışın… Çünkü insanın tek ihtiyacı olan şey anlaşılmak… En azından biri tarafından…Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum… Ameliyata 60 yaş üstü hasta geliyor… Tansiyonum, şekerim, astımım vs. kronik hiç bir hastalığım yok diyor… Sanırsın Japonya da yaşamış… Ameliyata almadan gerekli tetkikleri bir yapıyoruz, şeker yüksek, tansiyon yüksek, kandaki oksijen düşük, ekg kötü… Yani demem o ki, doktora gitmemiş olman seni sağlıklı yapmaz…. Birgün acil şartlarda teşhis ve tedaviye mecbur kalmadan, zamanında kontrollerinizi yaptırın… Altı ayda bir diş hekimine gittiğiniz gibi veya genel kan değerlerinize baKtırdığınız gibi… Dişinizin ağrısını bastırır hekime gitmezseniz, dolguyla, kanalla kurtarılabilecekken, geç kalındığı için çekime gider, yerine yapılan da ana diş gibi olmaz… Beyinde bir organdır ve hastalanır… Ruh sağlığımız hormonlarımıza bağlıdır, bunu da beyin kimyamız belirler… Nasıl ateşiniz çıktığında düşüremediğinizde doktora gidiyorsanız, sorunlarınızı çözemediğinizde de uzman desteği alın… “Bir ıhlamur içerim geçer demeyin”… Ruhdaki mikropları öldürmek, bedendeki mikropları öldürmekten daha zordur…

Müsadenizle artık insanlar utanmadan, saklamadan, dahiliyeye gider gibi psikologa, psikiyatriste gidebilsinler, “Başım ağrıyor.” der gibi “Ruhum acıyor.” diyebilsinler… Hastalandığında yatabildiği gibi, içi acıyınca utanmadan ağlayabilsinler… İşin en utanç verici kısmı şu ki, hala sağlık çalışanları bile bu ön yargıları ve utançları taşıyor… Öncelikle eğitimli insanları medeniyete davet ediyorum, cahiller sırasını bekleyedursun…. TOLSTOY ‘un dediği gibi, “Acı duyabiliyorsan canlısın, başkasının acısını duyabiliyorsan insansın.” Ruh sağlığı hastalıkları ve tedavileri normalleşsin ki, akşam haberlerindeki, gündüz kuşağı programlarındaki, akşam üstü kuşağı programlarındaki gibi hasta ve ahlaksız bir toplum olmaktan kurtulalım… Bizim ahlakımızı yabancı diziler, filmler bozmuyor, zira bozulacak bir ahlakımız zaten yok… Bizim gerçek yaşam öykülerimizi dünya izlese değil ahlakını, aklını yitirir…

Psikologa gidiyor diye bir insana deli demek, evini temizlediği için bir insana pis demekle aynı şeydir…

Kendinize depresyon ve itibar kaybı teşhisi koymadan önce, çevrenizdekilerin aşağılık insanlar olmadıklarından emin olun… WİLLİAM GİBSON…

Sigmund Freud, Carl Jung ve Alfred Adler 1800 lü yılların sonu, 1900 lerin başında psikanalizi keşfettiler… Onlar bugün ki psikoterapinin kurucularıdır… Psikoterapinin amacı;

1Bilinç dışını, bilinçli kılmayı amaçlar… Uzmanların farkındalık geliştirin, bilinçli davranın derken kastettikleri budur… İd yani hayvani yanımız, bir diğer adıyla bilinç altı, çoğu zaman neyi neden yaptığını bilmez… Kendine ve çevresine zarar verir…

2 Problemi kaynağında çözmeyi amaçlar... Psikoterapi ruhsal bir ameliyattır… Teşhisi ve tedavisi uzun seanslar sürebilir fakat amaç kökten çözümdür… Bazen tümörün yerini bulup, etrafındaki organlara zarar vermeden ya da daha fazla yayılmadan ordan söküp almak, bazen de yaranın yerini bulup onu iyileştirmektir…

3 İçsel çatışmaları çözer... Bazen ayağımıza çelme takan bizizdir ama farkında değilizdir… Belki kimse bizimle savaşmıyordur da savaşımız kendimizledir… Savaşan yanlarımızı bulup, içsel barış ve huzuru sağlamamıza yardımcı olur…

4 Günümüzü etkileyen geçmiş acıları ortaya çıkarır… Psikoterapi ruhsal ameliyattır demiştik ya… Bu ameliyatta anestezi yok maalesef… Sadece psikiyatrik ilaçlar bu acılara katlanmamızı ve bazen yüzleşecek gücü kendimizde bulmamızı sağlar hepsi bu… Acı dolu bir tedavidir psikoterapi, içinizde bastırdığınız bütün canavarlar tek tek uyanır ve yüzleşirsiniz… Bazen canavara gücünüz yeter yaranızı şifalandırabilirsiniz, bazende boyunuzu aşar, acınızı kabullenir ve onunla yaşamayı öğrenirsiniz…

5 Kendiniz olmanız için uygun eylemleri yapmanızı engelleyen ne varsa size gösterir… Engelleri ortadan kaldırıp kendiniz olmak ya da size biçilmiş rolleri oynamaya devam etmek sizin tercihinizdir ama bir kere farkına vardığınızda, bilinç uyandığında, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… Titaniğin çok sevdiğim bir sahnesi vardır… Jack, Rose’un intihar etmesini engellemek için ona “Sen atlarsan bende atlarım, karıştım bir kere.” der… Bir kere karıştıysanız asla eskisi gibi olamazsınız… Ucunda ölüm olsa bile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir