TANRIÇANIN ÜTOPYASI

Bir tek ülke istiyorum adı dünya,

Bir tek ırk istiyorum adı insan,

Bir tek kaynak istiyorum adı sevgi…

NAZIM HİKMET RAN…

Ütopyamız bu… Şimdi bakalım, bu hayali dünyayı nasıl yaratabiliriz… Sanırım önce gezegenin sorunlarını ele almak gerek…

İnsan bu gezegenin kanseridir…

Kontrolsüzce çoğalıyoruz ve eko sistemi bozuyoruz… Doğaya ve diğer canlılara zarar veriyoruz… Kaynakları (suyu, havayı, toprağı, petrolü) adil kullanmıyoruz ve kirletiyoruz… Oysa gezegen üzerinde her bireyin, hatta her canlının eşit hakkı var..

Ekmek herkese yetecekti aslında…

Tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami…

NEYZEN TEVFİK

Gezegenin geleceği için alınması gereken küresel önlemler

1Dünya genelinde her bireyin belli bir sayıda çocuk dünyaya getirme hakkı olmalı… Kontrolsüz çoğalma, kişisel olduğu kadar, küresel bir sorundur da… Eğitimli insanlar daha az çocuk dünyaya getirip, daha kaliteli insan yetiştirmeye çalışırken, eğitimsiz insanların doğurganlıklarının başlamasıyla üremeye başlayıp, doğurganlıkları son bulana kadar çoğalmaya devam etmesi ve eğitimsiz insanların yeryüzünde çoğalması, gezegenin durumunu açıklamanın en basit yolu olabilir… Bu yüzden devlet kontrolünde, belli çocuk sayısına ulaşan kişiler kısırlaştırılmalı… Toplumu ilgilendiren konularda kişisel rıza aranmamalı, salgınların önüne geçmek için uygulanan aşılamalarda da olması gerektiği gibi… Gezegendeki kaynaklar üzerinde eşit haklara sahipsek, eşit sayıda çoğalmalıyız… Eğer insansak insana yakışır şekilde, her konuda olması gerektiği gibi, bilinçli bir şekilde evlat sahibi olmalı, hayvanlar gibi kontrolsüzce çoğalmamalıyız…

İnsanlı dünya ve insansız dünya… Dünyanın bize ihtiyacı yok, bizim dünyaya ihtiyacımız var…

2Küresel olarak eğitim sistemini revize edilmeli… Mevcut eğitim sistemimiz öğretime dayalıdır, bilgi verir ama kaliteli insan yetiştirmek için eğitim gerekir… Bunun içinde her bireye okullarda, psikoloji başlığı altında, anne ve babalık eğitimi, eşlik eğitimi, sağlıklı cinsel yaşam eğitimi ve iletişim eğitimi verilmelidir… Spor ve sanat öğretilmelidir ki gelecekte de hayatımızın bir parçası olabilsin… Felsefe ve matematik evreni anlamanın yeğane anahtarıdır…Bunlar gelecek nesillerin huzuru ve ruhsal sağlığı için elzemdir… Üniversite sınavı olmamalı… Yine az olan bir dünya nüfusunda, sınava ihtiyaç kalmayacaktır… Çocukların eğitim süreçlerinde, profesyoneller tarafından eğilimleri tespit edilmeli ve lisans döneminde o okullara yönlendirilmeliler… Uygun olmayan öğrenci zaten mezun olamayacaktır… Ve yine az olan nüfus nedeniyle, meslek sahibi olduklarında da sınavsız iş imkanına sahip olacaklardır…

Mevcut eğitim sistemi

3Hapishanelere düşünce suçundan eğitimli insanlar atılmamalı, hırsızlar tecavüzcüler katiller vb. toplumdan izole edilmek ve toplumu korumak için kapatılmalı ve orada rehabilite edilip topluma kazandırılmalı… Bu şekilde zaten suç oranı büyük oranda düşecektir… Böylece masum insanları, ağaçları ve hayvanları, psikopatolojik bireylerden korumak zorunda kalmayız… Eğitimli insanların yetiştirdiği, kaliteli bir toplum olur… Gezegende kontrolsüz nüfus artışı, ülkeler ve halklar olmadığı için, hastalıklarla dünya nüfusunu azaltmaya yönelik biyolojik savaşlar, halkları kontrol edebilmek için psikolojik savaşlar ve ülkeleri bölmek parçalamak ve yönetmek için terör örgütlerine gerek kalmaz…

4Bilim ve teknoloji canlılara ve gezegene zarar vereceği yerde bırakılmalı… Teknolojinin gelişiyor olması çok güzel… İnsan ırkı yaşamaya çalışmanın ötesine geçti ve üst insan olma yolunda hızla ilerliyor… Artık sadece fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, teknoloji sayesinde kendine kalan zaman, sağlık ve enerjisiyle, kendisinin en üst formuna ulaşma imkanına sahip… Bu sayede uzun gelecekte (tabi hala gezegen yaşanılabilir olursa) içinde bulunduğumuz bilgi çağının ötesinde, bizi spiritüel (ruhsal) çağ bekliyor… Belki 3 boyutlu dünyamızın ötesine geçip, 4. boyut olan zamana hükmedebileceğiz … Fakat sorun şu ki, teknolojinin gelişmesiyle, tüketen ve atık üreten bir hale geldik… Dünyayı giderek kirletiyor ve yaşanmaz hale getiriyoruz… Bunun önüne geçmek için, plastik dünya da kullanılmamalı… Bunu sağlamak çok pahalı olurdu çünkü, plastik pakete girmiş her şeyde ve sanayide kullanılmakta, ama dünya nüfusunun daha az olduğu ve refah seviyesinin yüksek olduğu düşünülürse, daha pahalı olmasına rağmen, doğada yok olabilen ve geri dönüştürülebilen ürünlerin kullanımı mümkün olurdu… Geri dönüşüm demişken, her evde ve sokakta, geri dönüşüm için cam, kağıt, plastik ve evsel atık kutuları olmalı…

5Din ve inanışlar kişisel kabul edilmeli, toplumların dini olmaz, bireylerin inanışı olur… Kişiler inançlarını bireysel yaşamalı, dini inanış özeldir ve özel yaşamın bir parçasıdır… İnanç mahremdir, kutsaldır, ortalığa atılmamalı, dokunulmamalı, kirletilmemeli, heba edilmemelidir… Kimsenin cinsel tercihi kimseyi ilgilendirmediği gibi, kimin neye inandığıda kimseyi ilgilendirmemeli… Din toplumsallaştıkça, siyasallaşır ve siyasetin oyuncağı olur, kitleleri yönetmek için kullanılır ve maneviyatını kaybedip maddeselleşir… Dininizi kendinize saklayın… Tanrınızı insanlardan, siyasetten, devletlerden koruyun…

6Tarım ve hayvancılık bireysel yapılmalı… Her insan kendi balığını kendisi tutmalı, tavuğunu , besi hayvanını kendisi beslemeli, meyve sebzesini kendisi yetiştirmeli… Bunları yapamayanlar için köylü pazarları olmalı yalnızca… Üreten insanların ürünlerini, talep edenlere ulaştırdığı… Hayvanlar çiftliklerde ilaçlarla kısa sürede olgunlaştırılıp, sütü yumurtası için, yaşadığı kısa sürede, hiç uyutulmayıp, yine suni ışıklar altında ve ilaçlarla, süt ve yumurta vermeleri sağlanıp, gün ışığı görmeden yaşayıp, mezbahalarda kesilip, tezgahlara konmamalı… Zaten nüfus azalınca buna ihtiyaçta kalmayacak… Fazla et tüketimi de zararlıdır, vücutta asit oranını arttırır ve kansere neden olur… Hayvanların etlerinden yaşadıkları korkular bizlere geçer… Fazla et tüketimi insanı vahşi ve merhametsiz kılar, frekansımızı düşürür…

7Makam sahibi olmak kolay olmamalı… Makamlara gerçekten hakeden insanlar, çeşitli aşamalardan geçerek gelmeli, ki halk iradeyi elinde bulunduranlara güvenebilsin… Tepeden inen insanlar makamının hakkını veremediği gibi, zararda verir… Çünkü yanlış kararlar alır, yetkin değildir… Hal böyle olunca sürekli koltuk sahibi değişir ve koltuk sahibi değiştikçe sistemde değişir, ama sonucun başarısızlığı değişmez…

8Her bireyin ön beyin aktivasyonu kontrol edilmeli…. Bu ne demek… Ön beyin insanı insan yapan lobdur… Burası bilinçten farkındalıktan sorumludur… Bu lob aktif olmadan yaşayan kimseler her ne kadar insan görünümünde olsa da henüz primattan insana evrilememiş, iç güdüsel ve bencil yaşayan yaratıkladır ve dünyanın şuan çektiği bu insanların belasıdır… Şuan bu teknoloji elimizde mevcut esasında… Emarla beyin aktivasyonunu gözlemlemek mümkün… Peki ne yapalım şimdi ön beyni pasif olanları yani insan görünümlü yaratıkları… Toplumdan izole edip sadece fiziksel işlerde kullanabilir ve yine sadece fiziksel ihtiyaçları giderlebilir ki bu onlar için kafidir… Ya da beyinleri geliştirilebilir… Beyin gelişebilen ya da küçülebilen bir organdır, mide gibi… Okumak, yeni şeyler görmek, sorgulamak geliştirdiği gibi, pasif kaldığında da küçülür ve alzheimer a gider… Bağımlılıklar, ruhsal hastalıklar beyin fonksiyonlarıyla ilgilidir…

Dünya tek bir elden yönetilseydi, dinler toplumsal değil kişisel olsaydı, din ve siyaseti karıştırmasaydık, kaliteli bir eğitim sisteminden geçmiş olsaydı insanlar, bilim ve teknoloji ilerlerken gezegenin ve canlıların hayrı gözetilseydi, insanlar değil de canlılar diyebilseydik, ülkeler değil de dünya diyebilseydik, dünyadaki suç oranından utanıp, bizim ayıbımız olduğunu bilip, nerede yanlış yaptık diye sorgulasaydık, bugün dünya daha adil, daha yaşanılabilir ve biz insanlar daha mutlu, daha huzurlu, daha sağlıklı olabilirdik, çocuklarımıza da güzel bir dünya bırakacak olmanın gönül rahatlığında olurduk…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir